Toplam 7 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 7 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

  1. #1
    Status
    Offline
    dardanos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.11.2017
    Mesajlar
    715
    Beğenmiş
    427
    Beğenilmiş
    323

    Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    Sergio Gomez Chavez, toprağın üstünde yatan heykele uzun uzun baktı.
    2013 yılına gelmişlerdi ve 4 yıldır o tünelin içindeydi.
    2003 yılında yağmurlu bir günden sonra keşfettiği delikten bir iple içeri indiğinden bu yana 10 yıl geçmişti.
    O tünelin içinde insanlara ait bir şey arıyordu ve önünde ilk defa bir insan duruyordu.
    Ama bu bir kadın heykeliydi.
    Heykeli buldukları galeri, tünelin sonunda T harfi şeklinde genişleyen ve tavanı yükselen üç bölümlü bir yerdi.
    Dışarıdan bakıldığında burası sanki çok büyük bir mağarayı andırıyordu.
    Şimdi o güne kadar Teotihuacan’da hiç rastlamadıkları büyük bir kadın heykeli önlerinde duruyordu.
    Onun yanında 3 insan heykeli daha vardı. Ama o heykelleri bulmadan hemen önce çok önemli bir başka şey daha bulmuşlardı.
    Şimdi 10 gün öncesine dönüp bulunan o şeye bakalım.Kadınlar giyinik, erkekler ise çıplak duruyormuş.
    “Dördü de ayakta duracak şekilde tasarlanmışlardı. İlk bulduğumuz kadın heykeli ötekilerden büyüktü. Oradan da anlaşılıyordu ki, bu iktidar sahibi bir kadındı. Yani Maya uygarlığının ilk döneminde anaerkil bir yönetim tarzı vardı.
    Büyük kadınla bir erkek yan yana duruyordu.
    Öteki erkek ve kadın ise yan taraflarda, onlarla daire yapacak bir şekilde ayaktaydı.
    Bu sanki bir ayin gibiydi. Bilmediğimiz bir ayin.”
    İki saate yakın bir süredir tünelin içindeyiz ve hafiften baskıyı hissetmeye başlıyoruz.
    Sergio Gomez eliyle yüzündeki teri siliyor ve soruyor:
    “Bu heykellerin bizi en şaşırtan yanı nedir biliyor musun?”
    “Hayır” deyince cevabını veriyor:
    “Nereye baktıkları....”


    O HEYKELLERİN BAKTIĞI YERE BAKINCA NE GÖRDÜM
    Heykeller, restore edilmek üzere depolara kaldırıldığı için, nereye baktıklarını anlamıyor ve soruyorum:
    “Nereye bakıyorlar...”
    “Karşıya...”
    Neresi olduğunu tam çıkaramayınca, merakımı o gideriyor...
    “İşte buraya” deyip önümüzdeki mağaranın derinliğini ve üst tavanını gösteriyor.
    Merakla oraya bakınca donup kalıyorum.
    Karşımda tıpkı NASA fotoğraflarında gördüğüm bir gezegen topografyası duruyor.
    Neredeyse o paletli araçları ve üzerlerindeki vericileri görür gibi oluyorum.
    “Tabiat burada Mars gibi bir coğrafya yaratmış” diyorum.
    “Hayır onu tabiat yaratmadı” diyor ve devam ediyor:
    “Bu gördüğünü de insanlar yaptı. Yani önce Teohiuacan’ı kurup bu tüneli yapan, sonra tünelin iki ağzını kayalarla mühürleyip bilinmezliğe giden insanlar, uzaya benzeyen bu görüntüyü yarattılar.”
    Şaşkın bir biçimde dinliyorum ve “Peki nereye gittiler” diyorum...
    “Biz de henüz bilmiyoruz” diyor... “Neden ve nereye gittiklerini henüz bilmiyoruz.”
    EL FENERİNİ DUVARA KALDIRINCA ŞAŞIRIYORUM
    Sonra elimden tutup beni mağaranın içine doğru ***ürüyor ve elindeki feneri, duvarlara ve tavana doğru kaldırıyor. O anda şaşkınlığım da tavana vuruyor.
    Çünkü üstümde binlerce küçük yıldız parlayıp parlayıp sönüyor.
    Tüneli yapanlar, o civarda bulunan bazı madenleri kristal haline getirip duvarlara ve mağaranın tavanına serpmişler.
    En hafif ışıkta o kristaller birer yıldıza dönüşüyor.
    Artık Mars’ta gibiyim ve oradan uzayı seyrediyorum.
    “Büyük patlamadan gelip uzaya mı gittiler” diye soruyorum.
    Ama Sergio Gomez bir arkeolog ve olayları komplo teorileri ile açıklamak gibi bir anlayışı yok.

    “Bizim sadece burada yaşayan insanların inanışlarını, sembollerini ve mitolojilerini anlama görevimiz var” diyor.
    Ve kendi yorumunu anlatıyor.
    ONUNCU SAHNE
    ÜST DÜNYADA İYİLER, ALT DÜNYADA KÖTÜLER
    MAYA inanışına göre, yaşadıkları âlem iki dünyadan oluşuyormuş. Biri yeryüzü dünyası, öteki yeraltı dünyası. Yeryüzü dünyası iyiliği, yeraltı dünyası ise kötülüğü temsil ediyormuş.
    Sergio Gomez anlatmaya devam ediyor:
    Burası aynı zamanda bir oyun yeriydi. Önce yeryüzü tanrıları aşağı, karanlıklar âlemine inmiş ve kötülüğü temsil eden güçlerle maç yapmıştı. Bu maçı kötülükler âlemi kazanmıştı.
    “Ne oynuyorlardı, nasıl bir maçtı bu” diye soruyorum.
    “Biraz önce sana anlattığım, burada bulduğumuz o yuvarlak cisimler toptu. Esnek bir maddeden yapılmış toplardı bunlar. Kauçuk bitkisinden yapılmıştı. Ama bizi çok şaşırtan bir şey vardı. Yere vurunca zıplayan bu toplar, bugün lastik sanayinde kullanılan vulkanizasyon tekniği ile yapılmıştı.”
    Bir yıl önce yine Meksika’da Chichen Itza şehrindeki piramitler arasında gördüğüm arena aklıma geliyor.
    İki tarafta taştan basket potaları vardı ama bunlar bugünkü gibi yatay değil, dikey pozisyondaydı.
    Sadece kafa ve gövde vuruşuyla o potadan geçirilmeye çalışılıyordu.
    İYİLER KÖTÜLERİ YENİNCE İNSAN VE TANRI DA DOĞDU
    Peki o maçı kötülükler âleminin güçleri kazandığı için mi insanlar bu şehri terk etti.
    “Hayır” diyor Sergio Gomez, “Daha sonra yeryüzü âlemindeki yeni nesiller aşağı iniyor ve bu defa oyunu onlar kazanıyor.”
    Peki sonra ne oluyor?
    “İşte yaratılış bu... İnsanın yaratılışı.”
    Bana tekrar Teotihuacan kelimesinin anlamını anlatıyor:
    “Unutma... Teotihuacan, ‘insanın tanrı olduğu yer’ anlamına geliyor. Bu bir anlamda tanrının da insan olduğu yer değil mi...”
    Dışarı çıkmaya hazırlanırken kolumu tutuyor ve sözünü tamamlıyor:
    “Biz burada 13 yıldan beri tanrıların mezarlarını arıyorduk. Ama bulamadık. Bizim yorumumuz şu: Burası kutsal bir yer ve bu tünel iki dünya arasındaki geçişi temsil ediyor. Biri üst dünya, öteki yeraltı dünyası. Yaradılışın olduğu yer olarak tasarlanmış.”
    İYİ GÜÇLER O TÜNELE NEREDEN GİRDİLER
    Peki bu geçiş tam nerede oluyordu.
    Beni biraz önce gösterdiği borunun altına ***ürüyor ve tekrar yukarı baktırıyor.
    Yukarı doğru uzanan aydınlık bacayı görüyorum.
    “İşte buradan” diyor.
    Tünelin başına dönüyoruz. Bizi yukarı çıkaracak olan yük asansörüne biniyoruz ve ağır ağır yukarı çıkıyoruz.
    21’inci yüzyılın en büyük arkeolojik buluşu olarak kabul edilen tüneldeki işimiz bitiyor.
    SON SAHNE


    O TÜNELİN BİR UCU DA BURAYA MI AÇILIYOR
    BİZİ Mexico City’ye geri ***üren arabaya binip yola çıkarken, birden duruyor ve“Geri dönelim” diyorum.
    Benim de Sergio Gomez’e anlatacak bir şeyim vardı.
    Ve o da şuydu.
    1988 yılında Şanlıurfa şehrinin yakınlarındaki bir köyde Şafak Yıldız adlı bir köylü tarlasını sürerken pulluğuna bir şey takılır. Bunu şehrin müze müdürlüğüne teslim eder.
    Bulunan taş parçası, Klaus Schmidt adlı Alman bir arkeolog tarafından incelenir ve kazılara başlanır.
    Teotihuacan tünelini kazan arkeologların bir daire şeklinde toplanmış o 4 insan heykeline ulaştığı yıllarda, oradan binlerce kilometre uzaklıktaki Şanlıurfa’da da Klaus Schmidt başka bir şeye ulaşıyordu.
    Bunlar T şeklinde dev taş anıtlardı ve sanki insanı andırmaktaydılar. Bu taş heykeller bir daire şeklinde dizilmişti ve Göbeklitepe’deki bu manzara,Teotihuacan’dakine çok benzer bir his vermişti bana.
    İşte bunu Sergio Gomez’e anlatmak için geri dönmüştüm.
    SCHIMIDT’İN CEVABINI BULAMADIĞI SORULAR
    Klaus Schmidt 20 Temmuz 2014 günü öldüğünde, şu soruların cevabını bulamamıştı.
    Kollarını yana açmış tonlarca ağırlığındaki taş oraya nasıl gelmişti. Taş yapıların hepsinde aynı oran vardı. Bunun anlamı neydi.
    Arkeologlar tapınakların altındaki gizli tünelleri kazdıkça, o tüneller bizi daha derinlere ***ürüyor.
    Meksika’da milattan önce 400 yılında kurulmuş bir şehrin altındaki tünel, Türkiye’de MÖ 12 bin yılında kurulmuş Göbeklitepe’ye açılıyorsa, inanç dediğimiz labirentte yolumuzu bulmak için daha çok uzun yollar yürümemiz gerekecek demektir.
    MERCEDES’E, INAH’A SERGİO’YA, SAFFET’E, ANNA’YA AÇIK TEŞEKKÜRLERİM
    MERCEDES-BENZ bir grup gazeteciyle birlikte beni Meksika’da bir test sürüşüne davet etmişti.
    Türkiye’deki yöneticilerine, “Bana, Sergio Gomez Chavez’le randevu alabilir misiniz” diye sordum.
    10 yıldır onunla konuşmayı deniyor, bir türlü temas kuramıyordum.
    İki hafta sonunda beklediğim haber geldi. Çok zor olmuştu ama benim için randevu almışlardı. Mercedes-Benz Türkiye ve Meksika yönetimine bu randevuyu sağladıkları için çok teşekkür ediyorum.
    Tabii ilk teşekkürüm, Meksika Ulusal Arkeoloji ve Tarih Enstitüsü’nün (INAH-Instituto Nacional de Antropologia e Historia) yöneticileri ile bu tüneli ortaya çıkaran sessiz ve mütevazı arkeolog Sergio Gomez Chavez’e...
    Dünyada az sayıda kuruma açtıkları bu tüneli Hürriyet’e de açtıkları için minnettarım.
    Ayrıca tünel içinde bana her türlü yardımı yapan NTV’nin otomotiv uzmanı Saffet Üçüncü’ye ve İspanyolca bazı metinlerin çevrilmesinde bana yardımcı olan Gazella Tur’dan Anna Gazel’e çok teşekkür ederim.
    BAYRAM TAVSİYESİ
    - MEKSİKA giderek gözümde daha cazip olmaya başlayan bir ülke. Maya ve Aztek kültürü çok etkileyici. Ayrıca ekim ayı sonunda yapılan “Ölüler Bayramı”bütün dünyadan binlerce insanı çekmeye başladı. Malcolm Lowry’nin“Yanardağ’ın Altında” romanını okuduğum ve filmini seyrettiğim günden beri“Ölüler Bayramı”na gitmeyi istiyordum. Son James Bond filmi “Spectre” da bu bayramdan görüntülerle başlıyor.
    Bu yıl gideceğim inşallah.
    alacakaranlik (06.01.2018), DOIDYE (07.01.2018), kurtbaba (06.01.2018), KUTAY (05.01.2018), lg_e (06.01.2018), Yücetepe28 (05.01.2018) Bunu beğendi.

  2. #2
    Status
    Online
    Yücetepe28 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15.09.2017
    Mesajlar
    583
    Beğenmiş
    236
    Beğenilmiş
    254

    Cevap: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    Ustam hayatımız sır çözmekle geçecek virüsü kapmışız bir kez.Eline yüreğine sağlık ustam güzel paylaşım olmuş...
    dardanos (05.01.2018) Bunu beğendi.
    "HER NASİP VAKTİNE ESİRDİR."

  3. #3
    Status
    Offline
    dardanos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.11.2017
    Mesajlar
    715
    Beğenmiş
    427
    Beğenilmiş
    323

    Cevap: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    Alıntı Yücetepe28 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ustam hayatımız sır çözmekle geçecek virüsü kapmışız bir kez.Eline yüreğine sağlık ustam güzel paylaşım olmuş...
    teşekkür ederim yücetepe kardeş konu hoşuma gitti paylaşalım dedim
    alacakaranlik (06.01.2018) Bunu beğendi.

  4. #4
    Status
    Online
    AMİGO - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07.08.2008
    Nereden
    VAHŞİ BATI
    Mesajlar
    54
    Beğenmiş
    0
    Beğenilmiş
    29

    Cevap: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    paylaşarak iyi ettin usta ellerine sağlık
    dardanos (05.01.2018) Bunu beğendi.

  5. #5
    Status
    Offline
    dardanos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.11.2017
    Mesajlar
    715
    Beğenmiş
    427
    Beğenilmiş
    323

    Cevap: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    Alıntı AMİGO Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    paylaşarak iyi ettin usta ellerine sağlık
    sag olasın amigo kardeşim

  6. #6
    Status
    Offline
    Enes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20.09.2008
    Mesajlar
    354
    Beğenmiş
    1
    Beğenilmiş
    4

    Cevap: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    Eline sağlık
    dardanos (07.01.2018) Bunu beğendi.


    KorqaqLıqta Ar İLerLemeqte Şeref Var

  7. #7
    Status
    Offline
    dardanos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16.11.2017
    Mesajlar
    715
    Beğenmiş
    427
    Beğenilmiş
    323

    Cevap: Sakallı Yılanın Sırrı 3: Mağaranın sonundaki bizi donduran manzara

    Alıntı Enes Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eline sağlık
    sag olasın enes kardeşim

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •